15 Aralık 2013 Pazar

assassin 's creed 3

Oyun dünyasının bölgeselleştirilmiş platform savaşları yapımcılara neler sağlıyor bilmiyorum ancak biz oyuncular açısından yorucu durumlara sebebiyet veriyor. Kimimizde PC var kimimizde konsol -şanslı olanlarımız ikisine, hatta belki üçüne birden sahip. Hal böyle olunca bir oyun –misal L.A. Noire- bir platformda oldukça güzel gözükürken diğer platformda ilk dakikada çuvallayabiliyor. Port olayı ciddi anlamda tehlikeli ve zor bir olay. En ufak bir hatada bile oyunun temelini sarsabilirken özellikle AAA oyunlarının bu derece platform yaygını olup belli bir kalite seviyesini tutturmaları cidden takdirimi kazanıyor. Tıpkı Assassin’s Creed serisini yapan Ubisoft Montreal gibi.

Şimdi lafı fazla uzatmadan yeni oyunun PC versiyonuna geçecek olursak, elbette ilk gözümüze çarpan şey grafik kalitesi oluyor. Zaten yazı içinde sizler için hazırladığımız videolarda da görebilecğiniz gibi oyunun PC versiyonunda ışıklandırma ve gölgelendirme, texture detayları ve draw distance özelliği, performansla orantılı olarak çok daha iyi durumda. Haytam’ın yüz hatları ve kaplamaları gayet kaliteli. Üstelik anti-alising’i üstüne ekleyip detaylara keskinlik kattığımızda görüntü kalitesi bir kat daha artıyor.Aksiyon oyunlarının konsollar ve dolayısı ile gamepad’ler için bir nimet olduğunu düşünenlerdenim. Futbol ve bu tarz oyunlar ciddi anlamda gamepad’de çok sağlıklı bir oynanışa sahip oluyorlar lakin analog çubuğu ile nişan almak takdir edersiniz ki fare ile almak kadar kolay ve net olmuyor.

Geçtiğimiz günlerde sizlere AC3’ün PC versiyonu ile ilgili yaptığım bir haberde oyunun kontrollerinin PC kısmında biraz ağır, odunsu olduğu yönünde açıklamalardan bashetmiştim. Oyunu kendim denediğimde ise açıkçası kontrollerde bu tarz bir durum ile karşılaşmadım. Elbette ben oyunu yükledikten sonra daha hiç açmadan çıkan yamaları kurduğum için bunu da bir etkisi olabilir, nitekim siz de aynı yamaları kullanacağınızdan dolayı rahatlıkla söyleyebilirim ki kontrol kısmı en az konsoldaki kadar iyi. Zaten AC3’ün kendinde daha akıcı ve kontrollü bir hareket mekanizması kullanıldığı da bir gerçek.

Bu şekilde özellikle çatılarda dolaşırken sürekli yapılan yanlış yere tırmanmalar ve yanlış noktalara atlamalar eski oyunlara göre çok daha seyrek gerçekleşiyor. AC3’e has bir özellik olan ağaçlara tırmanmada bu yenilği çok daha rahat görebiliyorsunuz. Kontrol ettiğiniz karakter bir bakıma yolu kendi seçiyor gibi. Nitekim ben Connor ile ağaçlarda, yerde olduğundan, daha hızlı ve akıcı bir şekilde ilerleyebiliyorum. Tek sorun bazen nereye gideceğinizi tam olarak kestirememeniz oluyor.

minecraft

Minecraft
Minecraft.jpg
Minecraft Logosu
Yayımcı(lar)Mojang Specifications
Yapımcı(lar)Markus Persson (Notch)
Jens Bergensten (Jeb)
Platform(lar)Java (Windows, Solaris, Linux, Mac OS), Android, Xbox 360, IOS
Tür(ler)iSandbox (Serbest dünya)
Sınıf(lar)ıE+3 (Üç yaş üstü)
Minecraft, küplerle çeşitli tasarımlar yapmanızı sağlayan basit 3-boyutlu
bir oyundur. Programın ilk sürümleri Markus "Notch" Persson tarafından yazılmıştır ve Markus Persson'un kurduğu Mojang şirketi çatısı altında geliştirilmektedir. Java programlama dilinde yazılmıştır. Oyun tarzı Dwarf Fortress, RollerCoaster Tycoon, Dungeon Keeper ve Infiniminer oyunlarından ilham alınarak geliştirilmiştir. Minecraft, 16 Mayıs 2009'da halka açık sürümden önce toplam 1 haftada yazılmış ve TIGSource forumlarında yayınlanmıştır. Ve oyun popülerliğini, dikkate değer ölçüde bu forumdan kazanmıştır. Oyun ilk sürümden beri güncellenmeye devam etmektedir. Son olarak Mojang firması, oyunun 1.7.2 sürümünün yayınlandığını duyurmuştur.
Minecraft'ın iki tane oyun biçimi vardır. Bunlardan biri 18.11.2011 tarihinde çıkan tam sürüm (Minecraft 1.0.0) ve internet üzerinden oynanabilen Classic mode'dur. Her ikisinin de tek ve çoklu oyunculu oynanma seçeneği vardır. Bütün oyun tipleri online oyunda kullanılabilir.
1. Classic, size oyunun sadece inşa için gerekli olan bloklarından sınırsız sayıda sunar. (güncellenmeyecek ve tarayıcı ortamında)
2. Tam Sürümde ise dört adet oyun tipi bulunur;
  • Hayatta Kalma (Survival) modunda iken hayatta kalmak için yaratıklarla savaşabilir, birçok çeşit el yapımı eşya yapabilir, yaptığınız silahları veya aletleri büyüleyebilirsiniz. Tam Sürümde bloklar sınırlı sayılabilir, ancak dünya sonsuz olduğu için hiçbir blok sınırlı sayıda değildir.
Minecraft'da bizim oynadığımız karakter(Steve)
  • Hardcore (Zorlayıcı) modu ise normal survival kuralları geçerlidir fakat bu modda herhangi bir şekilde öldüğünüz takdirde dünyanız yok olur ve baştan başlarsınız.Ayrıca oyun zorluğunu değiştiremez hep zor modla eşdeğer olan zorlayıcı zorluk derecesinde oynarsınız.
  • Yaratıcı (Creative) mod ise oyunda karşılaşabileceğiniz her tür malzemeyi kullanarak Classic gibi can veya açlık gibi sınırları ve tecrübe seviyesi olmadan kendi tasarımlarınızı oluşturabilmenizi sağlar. Yaratıcı modda uçabilir ve her tür bloğu anında kırabilirsiniz (Katman kayası dahil).
Olta
  • Macera (Adventure) modunda bloklar kırılamaz. Bunun sebebi Adventure Türkçe karşılığı olan macera olmasıdır yani bu modla macera yaşarsınız. İnternette bir sürü Adventure Map bulabilirsiniz. Adventure'da Survival da olduğu gibi can ve açlık barları vardır. Bir oyuna advanture modunda başlıyamazsınız./gamemode 2 veya /gamemode adventure komutları ile bu moda geçilir.
Oyunun görüntü kalitesi normalde çok düşüktür fakat texture pack adı verilen dosyalar ile bu kalite 8 katına kadar çıkarılabilir.Ayrıca 1.6 sürümünde gelen bir yenilik olan resource pack ile görüntü ile birlikte ses de değiştirilebilior. Ayrıca kendi texture pack'inizi yapmak hiç zor değildir. Tek ihtiyacınız saydamlık özelliği olan bir resim düzenleme programıdır.(GIMP,Pix buldier,Photoshop vb.) Yani mspaint burada işinize yaramıyacaktır.
Oyuna 1.7.2 ile eklenen bir özellikle oltamıza balık dışında; başka oltalar (büyülü olabilir), İsim Etiketleri, Nilüferler, Eyer, Yay (büyülü) , büyülü kitap, deri bot, kemik, çubuk, deri, su şişesi, ip, kase, tuzak kancası, mürekkep kesesi, ve çürük et çıkabilir.[1]
 

14 Aralık 2013 Cumartesi

OUTLAST




Outlast, benim gerçekten çok merak ettiğim bir projeydi. Amnesia türü, kendinizi savunma şansınızın olmadığı ve her şekilde tehdit altında hissettiğiniz FPS’lere çok daha sertli bir bakış açısı sunacak oyun, duyurulduğu günden beri radarımdaydı. Benim en büyük korkum ise oyunun Amnesia’dan çok fazla şey alması ve kendi özünü bulamayacak olmasıydı, size gönül rahatlığı ile şunu söyleyebilirim ki, Outlast ile Amnesia’nın alakası yok.

Outlast’ı oynamayı düşünenler için bir uyarı yapmam gerekiyor, bir takım panik bozukluklarınız varsa, kalbinizle ilgili sorunlarınız varsa, epilepsi gibi çeşitli krizlerle ilgili geçmişiniz varsa, bu oyunu oynamayın. Outlast, en başından beri, her anında sizi sürekli olarak tehdit ve baskı altında tutacak, psikolojinizi yıpratacak ve vahşeti beyninizde simüle edecek bir yapım.

Amnesia’da bulunan gizem, uzaktan yaklaşan dehşet ve elde ettiğiniz yalnız anlarınız Outlast’ta yok. Outlast sürekli olarak vahşetin peşinizden geldiği, nefes almak için bir dakikanızın bile olmadığı ve her adımda sizi öldürmeye çalışan varlıkların bulunduğu bir oyun.

Korku yapımları, oyun olsun, film olsun, özellikle son 5 yıldır, gösterilmemesi gerekeni size göstermeyerek işin vahşet kısmından kopup korku kısmına odaklanırken, Red Barrels, bu trende meydan okur bir şekilde Outlast’te vahşete bütün çıplaklığı ile oyuncunun tanık olmasına izin veriyor.


Grafiksel anlamda gerçekten rahatsız edici şeyler göreceksiniz (tuvaletlerin içerisinde bulunan kesik kafalar ve daha burada yazmayı tercih etmediğim onlarca rahatsız edici imaj) bu sebeple yukarıda yazdığım uyarıyı dikkate almanız gerçekten psikolojik sağlığınız için önemli.

Outlast oyuncuya rahat vermiyor, FPS kamerasının psikolojik ağırlığını ise her adımda hissediyorsunuz, bakmak zorundasınız, etrafınızda olan biten her şeye bakmalısınız, bakmazsanız atacağınız diğer adım ölümden çok daha kötü şeylere sebebiyet verebilir. Üstelik bir gazeteci olarak, görebildiğiniz her şeyi görmeli, tecrübe etmelisiniz.